![]() |
| Kütle çekim dalgaları |
Kütleçekim dalgaları
nereden geldikleri ve yerçekiminin doğası hakkında bilgiler taşırlar ve bu
bilgiler başka bir yerden elde edilemez. Fizikçiler tespit edilen kütleçekim
dalgalarının, iki karadeliğin daha büyük bir karadelik oluşturmak için
birleşmesinin son saniyesinde oluştuğu sonucuna vardı. İki karadeliğin bu
çarpışması tahmin ediliyordu ama hiç gözlemlenmemişti.
Kütleçekim dalgaları 14 Eylül 2015’te saat sabah 5:51’de hem Louisiana’da hem de Washington’da bulunan
LIGO’lar (Lazer Girişimölçer Kütleçekim Dalga Gözlemevi) tarafından
gözlemlendi. LIGO bilim adamlarının gözlemlenen sinyallere dayanan tahminlerine
göre, bu olaydaki karadelikler güneşin kütlesinin neredeyse 29 ve 36 katıymış
ve olayın kendisi ise 1.3 milyar yıl önce gerçekleşmiş. Güneşin 3 katı kadar
kütle bir saniyeden kısa sürede kütleçekim dalgalarına dönüştürülmüş ve bu
sırada görünen evrenin 50 katı kadar enerji açığa çıkmış. Sinyallerin bize
ulaşma zamanına bakarak, bilim adamları olayın evrenin güney yarıküresinde gerçekleştiğini
söylüyor.
![]() |
| LIGO (Lazer Girişimölçer Kütleçekim Dalga Gözlemevi) |
İzafiyet teorisine göre,
birbirleri etrafında dönen bir çift karadelik kütleçekim dalgaları yayarak
enerji kaybeder ve bu da onların birbirine milyarlarca yıl boyunca yavaş yavaş,
son dakikalarda ise daha hızlı yaklaşmalarına neden olur. Son salisede iki
karadelik ışık hızına yakın bir hızda çarpışır ve daha büyük tek bir karadelik
oluşturur. Einstein’ın E= mc2 formülüne göre,
birleşen karadeliklerin kütlesinin bir kısmı enerjiye dönüşür. Bu enerji
kütleçekim dalgalarının son ve güçlü bir patlaması olarak yayılır. İşte
LIGO’nun gözlemlediği dalgalar bunlardır.
Kütleçekim dalgalarının
varlığı 1970 ve 1980’lerde Joseph Taylor ve meslektaşları tarafından ortaya
konmuştu. 1974’te Taylor ve Russell Hulse bir nötron yıldızı ve onun etrafında
dönen titreşen yıldızdan oluşan bir ikili sistem keşfettiler. 1982’de Taylor ve
Joel M. Weisberg, titreşen yıldızın
yörüngesinin enerjisini kütleçekim dalgaları halinde yaydığı için
zamanla yavaş yavaş küçüldüğünü fark ettiler. Bunu keşfettikleri ve böylesi bir
kütleçekim dalgasının ölçümünün mümkün olduğunu gösterdikleri için Taylor ve
Hulse 1993 Fizik Nobel Ödülü’nü aldılar.
LIGO’nun yeni keşfi,
kütleçekim dalgalarını bizzat gözlemlemekti. Bu da dalgaların dünyadan geçerken
zaman ve mekanda yarattıkları ufak bozulmaları ölçerek yapıldı.
LIGO Laboratuvar baş
müdürü David H. Reitze “Kütleçekim dalgalarını gözlemlememiz, bizi evreni anlama ve bu anlaşılmaz olayı doğrudan
görme olan 50 yıllık amacımıza ulaştırdı. Buna uygun olarak Einstein’ın
vasiyetini de onun izafiyet teorisinin 100. yılında gerçekleştirdi.” dedi.
Bu keşif Gelişmiş
LIGO’nun yüksek kabiliyetleri sayesinde mümkün oldu. İlk LIGO detektörlerine
kıyasla Gelişmiş LIGO’nun aygıtlarının hassasiyeti daha yüksek. Bu da hem
gözlenebilen evrenin hacminde hem de ilk gözlem sırasındaki keşiflerde büyük
artış sağladı.
Gelişmiş LIGO’nun bazı özellikleri
Alman-İngiliz işbirliği olan GEO tarafından geliştirilip test edildi. Bir çok
üniversite de LIGO’nun ana parçalarını tasarladı, kurdu ve test etti. Bu
üniversiteler: Avustralya Ulusal Üniversitesi, Adelaide Üniversitesi, Florida
Üniversitesi, Stanford Üniversitesi, New York’ta bulunan Kolombiya Üniversitesi
ve Louisiana Devlet Üniversitesi’dir. LIGO’nun araştırması, ABD dahil 14
ülkedeki üniversiteden gelen 1000’den fazla bilim adamından oluşan LIGO
Bilimsel İşbirliği (LSC) tarafından yürütülmektedir.
Lousiana Üniversitesi’nde
fizik ve astronomi profesörü ve sözcüsü olan Gabriela González “Bu buluş yeni bir çağ açtı: Kütleçekim dalgası astronomisi artık gerçek.”
diyor.
LIGO 1980’lerde aslen
kütleçekim dalgalarını tespit amacıyla Rainer Weiss, Kip Thorne ve Ronald
Drever tarafından tasarlanmıştı.
Weiss “Bu gözlemin tanımı,
Einstein’ın 100 yıl önce ürettiği genel izafiyet teorisinde güzelce tasvir
ediliyor ve teorinin ilk denemesini genişçe kapsıyor. Ona söyleyebilseydik,
Einstein’ın yüz ifadesini görmek muhteşem olurdu.” diyor.
Thorne “ Bu keşifle, biz
insanlar yeni bir arayışa geçiyoruz: evrenin bükülmüş kısmını yani bükülmüş
uzayzamandan oluşan nesne ve olayları keşfetme arayışı. Çarpışan karadelikler
ve kütleçekim dalgaları bunların ilk örnekleri.” diyor.
Çeviren: Ali AYRAN
Çeviren: Ali AYRAN


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder